top of page
  • Twitter
  • Facebook

Son Çıkan

‘İnsan olmak’, artık nostaljik bir hatıra mı?
Modern insan neden bu kadar yorgun?
Neden bu kadar yabancı?

mz_tr_3d.png

Modern Zamanlarda İnsanlıktan Geriye Kalanlar

Bir Dağınıklığın Güncesi

Varoluşsal Eleştiri - Bilinç Parçalanması Anlatısı

Şimdi sipariş et

*  Türkçe sürüm Amazon’da listelenmemektedir.

** Bu sesli kitap yalnızca İngilizce olarak sunulmaktadır.

Bir ses vardı, sustu.

Bir kalp vardı, yoruldu.

Bir zaman vardı, ölçüldü.

Sonra her şey hızlandı — ama hiçbir şey ilerlemedi.

Ekranlar ışıldadı, gözler karardı.

İnsan kendini izledi, kendini unuttu.

Artık rüya bile dijitaldi, ve uykusuzluk bir ibadet.

Bir zamanlar ‘ben’ derdik, şimdi ‘profil’.

Herkes birbirine çok yakın

ama kimse kimseye dokunamıyor.

Kalpler çevrimdışı, ruhlar uçak modunda..

Bu bir hatırlayış değil, bir enkazın en insanî yankısı..

İnsanı suçlamak için değil,

ona yeniden insan olduğunu hatırlatmak için yazıldı.

Çünkü insan, kendi yarattığı hızın altında ezilirken,

en yavaş kaybolan şey kalbiydi.

Eğer bu günceler seni rahatsız etmezse,

ya yalanlarla barışmışsındır

ya da henüz gerçekten uyanmamışsındır.

Artık kimse ölmüyor — herkes yavaşça kayboluyor.

Ve bu, modernliğin en büyük başarısı..

Feroz Anka signature

Okumadan önce dinle

Bazen bir yolculuğa çıkmadan önce onu dinlemek daha kolaydır.

Aşağıda, "Modern Zamanlarda İnsanlıktan Geriye Kalanlar" eserini farklı açılardan ve derinlemesine ele alan, uzun soluklu, podcast tarzında bir sohbet bulacaksın.

Not: Bu editöryel oturumlar İngilizcedir. YouTube’un otomatik altyazı çeviri özelliği, diğer dillerde takip etmek için kullanılabilir.

Genel İçerik ve Yapı

Bu eser, modern dünyanın parıltılı kaosunda sessizce eriyen insanın anatomisidir.

Bir tür çağ otopsisi.

 

Bir yanda ekranların kutsal ışıltısı, diğer yanda ruhun sönmüş parıltısı. Bireyin içsel bütünlüğü, üretkenlik takvimlerinin, performans fetişlerinin ve dijital kimliklerin arasında lime lime olmuştur. Artık insan, yaşayan bir özne değil, izlenen bir veri hâline gelmiştir. Bu eser, o dağınıklığın içinden geçen bir yürüyüştür — bir sistem eleştirisi değil, bir varoluş teşhisidir.

 

Modernliğin merkezine yerleşmiş bu ‘hız putu’nun altında ezilen kalbi bulmak için yazılmıştır. Çünkü bugünün insanı, her şeyi biliyor ama hiçbir şeyi hissetmiyor. Zamanı yönetiyor, ama kendi iç zamanını kaybediyor. Kendini gösteriyor, ama kendine görünemiyor.

 

Altı bölümden oluşan yapı, bir yıkımın katmanlarını ve bu yıkımın içinden sızan sessiz insan yankısını anlatır. Her bölüm, biçim olarak farklıdır: kırılmış birer aforizma. Metin, klasik bir bütünlük değil; modern insan bilinci gibi parçalı bir örgü taşır. Cümleler kesilir, anlamlar devrilir, düşünceler yer yer yarım bırakılır — çünkü çağ da yarımdır.

 

Eser boyunca, insanın ‘tanrısal olma’ çabasının yükü, meşguliyetin vitrin teşhiri, modernliğin hızla unutturduğu değerler, ve dikkat ekonomisinin köleleştirdiği zihin yapısı katman katman açılır.

 

Her sayfada kendine temas eden bir yankı bulacaksın; ama bu yankı bir cevap değil — bir hatırlatmadır. Çünkü eser, hiçbir şeyi çözmez. Sadece çözülmüş olanı görünür kılar. Ve sana sessiz bir soru bırakır:

‘Gerçekten yaşıyor musun, yoksa yalnızca güncelleniyor musun?’

 

Bu eser, bir eleştiri değildir; bir dua da.. İkisinin arasında, bir çağın ruhuna tutulmuş aynadır. Ve o aynada, herkes kendi kayboluşunu görecektir.

İçindekiler

Parçalanmış Bilinç Üzerine Bir Giriş

I. Yorgun Tanrılar Sendromu [1-10]*

II. Meşguliyetin Vitrini [11-18]*

III. Modern Zamanlarda İnsanlıktan Geriye Kalanlar [19-35]*

IV. Öz-İzleme Çağı [36-47]*

V. Dikkat Ekonomisinin Köleleri [48-57]*

VI. İç Gıcıklayan Gerçeklik [58-66]*

Eve Dönüş

*Köşeli parantez içindeki sayılar sayfa numaralarını değil, şiir numaralarını göstermektedir.

© 2026 Feroz Anka – FA Editions. Tüm hakları saklıdır.

bottom of page