Sessizliğin Çağrısı
Bir gün sustum.
Herkes konuşuyordu, ben sustum.
Ama aslında, bir şey beni susturdu.
Belki seslerin fazlalığı.
Belki kelimelerin boşluğu.
Belki de içimde birikmiş olan
ama bir türlü söyleyemediğim her şeyin ağırlığı.
Ne olduğunu tam bilmiyorum.
Ama sustum.
Ve o an fark ettim ki, sessizlik sadece bir an değil, bir çağrı.
Bir sessizlik gelip yanıma oturdu.
Kimse fark etmedi.
Fısıldadı: "Sesler olmadan, sen kimsin?"
Ve işte o an, içimde bir şey kırıldı.
Sanki yıllardır başkalarının sesiyle dolu bir odadaydım
ve şimdi ilk defa kendi yankımı duydum.
Ama bu yankı, tanıdık değildi.
Kendi sesimi duymamışım.
O kadar zamandır bir başkası gibi konuşmuşum ki,
kim olduğumu unutmuşum.
Yıllarca kalabalıkların içindeydim.
Gülüşlerin arasında kaybolup gittim.
Her sohbette kendimden bir parça bıraktım.
Düşünmeden, sorgulamadan.
Birinin bana baktığını hissettim, birinin beni anlamasını bekledim.
Ama bir gün durdum.
Ve fark ettim.
Kalabalıklar sadece bir yankıymış.
Ben o yankının içindeymişim
ama bana ait olmayan bir sesle konuşuyormuşum.
Sessizlikte, kim olduğumu bulmak için ilk defa adım attım.
Ama o sessizlik, bir boşluk değildi.
Hayır, sessizlik bana bir boşluk gibi görünmedi.
O, içine dolduğum bir alan gibiydi.
Kendime ulaşmak için kazmam gereken bir kuyuydu.
Korktum.
Evet, sessizlikten korktum.
Çünkü kendimden korktum.
O kadar alışmışım ki seslerin beni sarmasına,
sessizlikte çıplak kaldım.
Tüm maskelerim düştü.
Kendi gözlerimle bakmayı öğrendim,
ama ilk bakışta kim olduğumu tanıyamadım.
Sana hiç böyle oldu mu?
Yani, sessizliğe teslim olduğunda,
içindeki gürültünün durmadığını fark ettin mi?
Sanki yıllarca ertelediğin konuşmalar,
sustuğun her şey bir anda yükseldi.
İşte tam o anda, kendimle yüzleşmeye başladım.
Bu bir yolculuktu.
Ama nereye gideceğimi bilmiyordum.
Bu yolun sonunda beni ne bekliyordu?
Hiç bilmiyordum.
Belki kendi sesim, belki de bir başkasının yankısı.
Ama bir şey biliyordum:
Bu yolculuk, kendime ulaşmak için atmam gereken ilk adımdı.
Ve işte bu kitap, o adımları anlatıyor.
Kendime giden yolları.
Yalnızlığı.
Sessizliği.
Ve belki de kim olduğumu öğrenme cesaretini.
"Bu ses gerçekten senin mi?" diye sordu sessizlik.
Cevabı bulana kadar sustum.
Okumadan önce dinle
Bazen bir yolculuğa çıkmadan önce onu dinlemek daha kolaydır.
Aşağıda, "Kendime Giden Yollar" eserini farklı açılardan ve derinlemesine ele alan, uzun soluklu, podcast tarzında bir sohbet bulacaksın.
Not: Bu editöryel oturumlar İngilizcedir. YouTube’un otomatik altyazı çeviri özelliği, diğer dillerde takip etmek için kullanılabilir.
Genel İçerik ve Yapı
Bu eser, bireyin yalnızlık ve sosyallik arasında denge arayışını şiirsel bir monolog ve derin bir felsefi sorgulama ile ele alır.
Beş bölümden oluşan yapı, okuyucuyu içsel bir yolculuğa davet ederken her bölüm, bir metafor aracılığıyla hayatın farklı bir boyutunu aydınlatır.
Yalnızlığın bireye kazandırdığı içsel derinlik ve sosyalliğin sunduğu bağ kurma ihtiyacı arasındaki dengeyi yeniden tanımlayan bu eser, okuyucunun kendi sessizliğinde kendini bulmasına rehberlik etmeyi amaçlar. Her satır, bir keşif çağrısı ve bir dönüşüm alanı yaratır.
İçindekiler
I. Kalabalıkların Yankısı
II. Sessizliğin Derinlikleri
III. Kendime Ulaşan Yollar
IV. Gölgelerim
V. Seslerin Uyumu
Sonsuz Yolculuk
*Seçmeden önce her bir kitabın tonunu hissetmek istersen, aşağıda yer alan ilgili parçalardan bazılarını okuyabilirsin.



